başarı öyküsü

Hepimizin dünyasında tabu haline zihinlerimize dercedilmiş bir hastalığı Metin Karabaşoğlu teşhis etmiş; Memuriyet Hastalığı!

Bu güne kadar belki çok başarı öyküsü dinlemiş ya da okumuşsunuzdur. Hafta sonu yemekli bir toplatıda tanıştığımız bir öğretimenle tanıştık ..eşiyle birlikte cana yakın ve içtelikle mutlu bir imajları vardı. Öğretmen dediki benim babam pohaça satan birisiydi.Seyyar pohaçacıydı..Evet o pohaçacıyı hatırladım. Çocukluğumdan tanırım hızlı ve seri hareket eden birisiydi.. “Evet ben onun kızıydım. “dedi.

Tebrik ediyorum Pohaçacı amcayı. Helalinden kazanmış işte şu kadar dairesi varmış… çocuğunu okutmuş Öğretmen yapmış.vesaire..

Hayatımızı kazanmanın yolu sadece memuriyet olduğu ve komşumuzun çocuğuna , kendi çocuğumuza hep okul hayatını sormamız, kaç soru çözdün ? bugün sınavdan kaç aldın ? Sınıfındaki başarı durumun ? hep sorularımızda zihin arka planında memuriyet ve maaş garantisi mi gizli ?

Sanayide Arif ŞİMŞEK abimiz var araç boyama işi yapıyor.. Babası okumazsan seni sanayiye veririm diye tehdit ederdi diyor. Ancak Arif abi okumamış sanayiyi merak etmiş ve otoboyacı olmuş; ekonomik refahı gayet iyi kendi işinin patronu kendisini bu alanda geliştirmiş. bu konuda otorite haline gelmiş.. Tebrik ediyorum… Helalinden kazanmış…

Gerçekten hayatımız merkezinde aczimizi ve zaafımızı unutmak fikrindenmi kaynaklanıyor garanticilik…!!

Ticarette risk olduğu kadar rızkın da o nispette artacağı düşüncesine neden itimadımız yok acaba ??

Metin Karabaşoğlu “Hem Osmanlı, hem Türkiye Cumhuriyeti tecrübesi gösteriyor ki, kazancın aslî mecraı ‘devlet kapısı’ olmamalı. Ve öte yandan, devlet yönetiminde ve devlet imkânlarının sevk ve idaresinde temel ilke, ‘itikadî’ veya ‘ideolojik’ yakınlık değil, eşitlik ve liyakat olmalı.”
diyor.. Evet Evet doğru bir tespit….

Ne zaman çocuklarımıza ; Hayatın , baharın , kışın , gündüzün , gecenin, yıldızın, kelebeğin, çiçeğin anlamını manasını bu konudaki kazanımını merak etmedikçe sormadıkça hayatımızın merkezine almadık ça ; ne uzayacak ne kısalacak bir hayat telakkisi gayri tabii bir anlayış…. olsa gerek vesselam…Risk güzeldir vesselam..
Sözü KARABAŞOĞLU nun yazısıyla bitiriyorum;
bu mecra ‘tenbelliğe müsaid’ ve ‘gururu okşayan’ özelliğiyle bilhassa tehlikelidir. Çünkü tenbelliği tahrik eden ‘maaşım nasıl olsa garanti’ psikolojisi de, insanı başkalarından ve hal-i âlemden ders almaktan uzak düşüren ‘gurur’ hali de, neticede durağanlaştırıcı, âtıl bırakıcı bir niteliğe sahiptir. Zaten garantili bir geçiminiz vardır; hayatı doğru okumanız, iyi okumanız, kendinizi buna göre sürekli yetiştirmeniz ve geliştirmeniz şart değildir. Halbuki sanat da, ticaret de, ziraat de hayatı doğru okumayı, değişen şartlara uyum gösterebilmeyi, ilkeli ama esnek olabilmeyi, farklılığı içselleştirmeyi gerektirir. Hayat da böyle değil midir? Her canlı, hayatiyetini sürdürebilmek için, belli bir esnekliğe, kıvraklığa, ortamı iyi okuyabilme, değişen şartlara uyum gösterebilme yeteneğine ve farklı unsurları bir kıvamda buluşturabilme gibi yeteneklere sahip olma durumundadır.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.